Kaş Tatil Yerleri
Kaş Turu, Kaş Tatil. Türkiye'nin Ege ve Akdeniz kıyılarında hemen hemen nereye gitseniz karşınıza irili ufaklı tatil yöreleri çıkar. Bunlardan biri olan ve Akdeniz'in lacivert sularını kucaklayan Kaş ise diğer tatil yörelerinden oldukça farklıdır. Tüm Akdeniz'in en temiz denizine, pırıl pırıl bir güneşe, dantel gibi işlenmiş bir kıyı şeridine ve görkemli bir tarihi dokuya sahip olan Kaş'ın şimdiye kadar hiçbir tatilciyi kendine hayran bırakmadan gönderdiği görülmemiş.
Likyalılar'dan kalma bir sahil kasabası olan Kaş, özellikle son yıllarda tatilcilerin vazgeçilmezleri arasına girdi. Bir gelenin mutlaka tekrar geldiği bu şirin tatil yöresi, anlayacağınız üzere insanda küçük çaplı bir tiryakilik yaratıyor. Gelip geçen tatilcilerin yanı sıra Kaş'ın havasına, denizine, güneşine, doğasına vurulup kendine burayı mesken tutanların sayısı da oldukça fazla. Türklerin dışında, Alman, İtalyan, İngiliz, İsviçreli gibi dünyanın çeşitli ülkelerinden gelip burada yaşamayı seçmiş bir çok insanla karşılaşmanız mümkün. Her ne kadar milletleri farklı olsa da, hemen hepsini Kaş'a çeken nedenler aynı.
Tarihi Likyalılar'la başlayan Kaş'ın içinde bu uygarlığın izlerine rastlamak mümkün. Kasabanın en renkli sokağı Uzunçarşı'nın bitiminde yer alan anıt ise o dönemden kalanların en görkemlisi. Bir krala, komutana ya da zengine ait bir mezar olduğu sanılan bu anıtın dışında, ilçenin içine dağılmış bir çok kaya mezarla, amfıtiyatro da Kaş'ın tarihi dokusunu oluşturuyor. Bu mezarların dışında, ilçenin merkezindeki Rumlar'dan kalan ahşap evler de geçen zamana inat varklıklannı sürdürmeye devam ediyor.
Tabii Kaş'ın tarihi dokusu sadece şehir merkeziyle sınırlı değil. İlçeden günübirlik turların düzenlendiği Patara, Xanthos, Myra ve Letoon da sadece Kaş ve çevresinin değil, hemen hemen tüm Türkiye'nin önemli antik kentlerinden. Buralara yapılan gezilerin dışında, büyük bir kanyonun üzerine kurulu olan Saklıkent ile Kekova ve Kaputaş'a düzenlenen tekne turları da Kaş'a gidenlerin başlıca tercihleri arasında yer alıyor.
Kaş'a tatile gelenler, aslında bir hayli şanslı. Zira burada sadece dinlenip, eğlenmekle kalmıyor, dilerseniz çeşitli spor dallarıyla da vaktinizi geçirebiliyorsunuz. Akdeniz'in Türkiye sahillerindeki en zengin sualtı dünyasına sahip olan Kaş'ta dalış yapmak ise bu spor dallarının başında geliyor. Çok sayıda tüple dalış noktasına sahip olan ilçedeki dalış okulları, bu sporu ilk kez yapacaklar için de temelden başlayıp ileri seviyelere kadar eğitim veriyor. Kaş'a gelenlerin son iki yıldır yapma şansına sahip olduğu bir başka spor işe yamaç paraşütü. İlçenin sırtını dayadığı Asas Dağı'ndan kalkarak Kaş limanına inen tatilciler, bu süre içinde sadece Kaş'ı değil, çevresindeki oya gibi işlenmiş kıyı şeridini de görme fırsatını yakalıyor. Dalış ve yamaç paraşütünün dışında, kano, trekking, canyoning ve dağ bisikleti de Kaş'ta yapılabilecek diğer sporlar arasında yer alıyor.
Kaş'tan bahsedince Meis'i atlamak olmaz. İlçe ile arasında sadece 1-2 deniz mili bulunan Meis bir Yunan adası. (Zaten ilçenin isminin Kaş olması da Meis'le bağlantılı. Meis göze, Kaş'ın kıyıları da onu çevreleyen bir kaşa benze tildiği için ilçe bu ismi almış) Önceleri Meis'te Türkler, Kaş'ta Rumlar yaşarken mübadele yıllarındaki değişimle minik Yunan adası Rumlar'ın olmuş. İşte bu nedenle gündüz Kaş'tan Meis'e baktığınızda beyaz badanalı evlerle birlikte bir cami minaresini de çok net seçebilirsiniz. Meis'in asıl büyüsü ise havanın kararıp, ışıkların yakılmasıyla ortaya çıkıyor ve Kaş'takilere, burunlarının dibindeki bu minik ada seyrine doyum olmayan bir görüntü oluşturuyor. Sıcak yaz aylarında Kaş'ın asıl keyfi akşamları çıkar. Limanın çevresine ve ara sokaklara dağılmış restoran, kafe ve barlar tatilcilere farklı alternatifler sunuyor. Kaş için, Bodrum, Çeşme gibi eğlencenin kalbinin attığı yer demek ne kadar yanlış olursa, Kaş'a gidenler eğlenceyi unutsun demek de o kadar yanlış olur. Özellikle Mavi Bar, Red Point gibi mekanların, sadece Türkiye'den değil dünyanın dört bir yanından müdavimleri vardır. Dileyene sonsuz eğlence vaadeden Kaş geceleri, dileyene de romantik, sakin saatler yaşatır.
Havaların soğumasıyla birlikte küçük bir balıkçı kasabasına dönüşen Kaş'ta, yaza son veda ise 29 Ekim gecesi, Cumhuriyet Balosu'yla yapılır. Cumhuriyet'in ilk yıldönümünden beri düzenlenen ve artık bir Kaş klasiği haline gelen balo için Kaş'taki hemen hemen tüm restoranlar meydanın ortasına masalarını koyar.
Bu gece için tutulan özel orkestra eşliğinde yemeklerini yiyip, eğlenen Kaşlılar ve çevreden gelen bir çok konuk cumhuriyeti coşkuyla kutlar. Yazın bitmesiyle tatilcilerin de yavaş yavaş ayaklarını çektiği Kaş sonbaharda ise bir başka güzeldir. Bazılarının, herkesin ayağını çektiği aylarda Kaş'a gelmesinin nedeni de budur zaten.
Ama mevsim ne olursa olsun Kaş başkadır. Yazı da kışı da başkadır Kaş aşıkları için. İşte bu nedenle yolu ne kadar uzun olursa olsun, bulduğu en küçük fırsatta kendini bu küçük ilçeye atar bazı insanlar. Melisaların kokusunu içine çeker, önünde uçsuz bucaksız uzanan Akdeniz'e bakar ve her defasında çılgınca bir tutkuyla yeniden bağlanır Kaş'a.
Farklı bir antikacı: Turqueria
Kaş deyince, akla gelen ilk yerlerden biri de Uzunçarşı'dır. Tarihi dokunun mümkün olduğunca korunduğu ve yerli, yabancı turistlerin mutlaka uğradığı Uzunçarşı'da üstü ahşap cumbalı evlerin alt katlarında gümüşçü, halıcı gibi dükkanlar sıralanır. Sokağın başından yukarıya doğru yavaş yavaş çıkarken sol tarafta diğerlerinden oldukça farklı bir dükkan göze çarpar. Restore edilmiş cumbalı evlerden birinin alt katında yer alan "Turqueria" adlı bu dükkanın diğerlerinden farkı ise içinde barındırdığı birbirinden nadide ve özel antikalar. Antikacılığı Kapalıçarşı'da çalışırken öğrenen Orhan Yılmaz ile eşi Martina'nın sahibi olduğu Turqueria'daki objeler heryerde kolay kolay karşılaşılmayacak cinsten 1990 yılındaki Körfez Krizi'nden sonra Kapalıçarşı'da işlerin durması üzerine 1992 yılında Kaş'a taşınan Yılmaz ailesi, ilçeye farklı konseptde bir dükkan kazandırmış. Konseptin farklılığı ise barındırdığı objelerden kaynaklanıyor.
Turqueria'daki malların bir çoğu bizzat Orhan ve Martina Yılmaz tarafından özel kolleksiyonlardan, antika pazarlarından ve müzayedelerden toplanıyor. Gemi eskisi, dürbün, uçak pusulası gibi teknik aletler, Osmanlı'dan kalma silahlar, yine Osmanlı dönemine ait cep saatleri, şömine saatleri, 1840-1960 dönemlerine ait yağlıboya tablolar Turqueria'nın demirbaşlarını oluşturuyor.
Bunların yanı sıra, dükkanda 1880 Fransız yapımı olup, yine aynı yıl Osmanlı donanmasına hediye edilmiş barometreli, termometreli, Osmanlı kadranlı gemi saati gibi çok nadide parçalara da rastlamak mümkün.
Karagöz-Hacivat tasvirleri ise Turqueria'nın ayrılmaz parçaları haline gelmiş. Buradan alışveriş yapmanın en keyifli yanlarından biri ise Orhan Yılmaz'dan, aldığınız her parçanın hikayesini öğrenebilmeniz. İnsanlara bir malı bilgi ile birlikte satmanın çok önemli olduğunu söyleyen Yılmaz, bu durumda müşterilerin malı, tarihi ve kültürüyle satın aldıklarını düşündüklerini söylüyor.
kategori Aktiviteler

Leave a Comment